be on... - Turkish English Dictionary

be on...

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "be on..." with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
be intent on v. kararlı olmak
be on v. açık olmak (elektrik/su/gaz)
be on the road v. yola çıkmış olmak
be driving on a suspended driving licence v. ehliyetine geçici olarak el konulmuş olmasına rağmen araç kullanmak
be on the tip of one's tongue v. dilinin ucunda olmak
be on someone's side v. birinden yana olmak
be on someone's side v. birine yararlı olmak
be on the house v. şirketten olmak
be on the same wavelength v. aynı düşüncelere sahip olmak
be on the loose v. dağıtmak
be on intimate terms with v. senlibenli olmak
be on the spot v. olayın geçtiği yerde bulunmak
be on fire v. yanmak
be on the rails v. rayında gitmek
be mad on v. hastası olmak
be on bad terms (with someone) v. araları bozulmak
be on tenterhooks v. diken üstünde oturmak
be on something's trail v. bir şeyi aramak
be bent on v. kafasına koymak
be on the alert v. tetikte olmak
be on thorns v. tedirgin olmak
be on somebody's wavelength v. frekansı uymak
be mounted on v. binek hayvanına binmiş olmak
be on v. açık olmak
be on familiar ground v. bildiği bir yerde bulunmak
be bent on doing something v. bir şeyi yapmaya azmetmek
be on someone's trail v. birinin izini takip etmek
be on speaking terms v. konuşmak
be on a diet v. rejim yapmak
be on v. çalışmak (makine/aygıt)
be on the air v. yayında olmak
be on edge v. sinirleri gergin olmak
be nailed on v. çakılmak
be on the carpet v. söz konusu olmak
be hooked on v. kendini kaptırmak
be operated on v. operasyon geçirmek
be on one's own v. kendi kendini geçindirmek
be getting on in years v. yaşlanmak
be on familiar terms with somebody v. teklifsiz olmak
be on the books v. kayıtlara geçmek
be on familiar ground v. bildiği bir bölgede bulunmak
be on guard duty v. nöbet tutmak
be on overtime v. fazla mesai yapmak
be on heat v. kösnülmek
be on the right road v. doğru yolda olmak
be on somebody's wavelength v. frekansları uymak
be in on v. haberi olmak
be stuck on v. bağlanmak
be dead set on something v. kafasına koymak
be on the table v. tartışılması ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının/meselenin)
be stuck on v. tutulmak
be on one's honeymoon v. balayında olmak
be dead on one's feet v. ayakta uyumak
be in on v. payı olmak
be on the brink of something v. eşiğinde olmak
be too tired to go on v. şişmek
be on the same wavelength v. aynı frekansta olmak
be located on the land of v. alan üstüne kurulmak
be all square on the accounts v. alıp vereceği olmamak
be on tenterhooks v. diken üstünde olmak
be on target v. doğru çıkmak (bir tahmin)
be predicated on v. dayalı olmak
be on the wane v. sonuna yaklaşmakta olmak
be on v. oynamak
be on v. yanmak
be on the alert v. tetikte beklemek
be on trial v. denenmek
be on television v. televizyona çıkmak
be very competent on v. konuya vakıf olmak
be on the rails v. yolunda gitmek
be on display v. sergilenmek
be on the wing v. uçmakta olmak
be operated on v. ameliyat olmak
be on a diet v. perhiz yapmak
be on good terms with v. biriyle arası iyi olmak
be on a par with v. eşit olmak
be on all fours v. domalmak
be on medication v. ilaç kullanmak
be on the same wavelength v. frekansları uyuşmak
be fixed on v. dikilmek (göz)
be on one's way out v. çıkmak
be on someone's side v. birinin lehinde olmak
be hell on v. hor kullanmak
be on the wane v. zayıflamakta olmak
leave where it will be stepped on v. ayak altında bırakmak
be on heat v. kızışmak
be on target v. belirlenen süreye uygun olarak ilerlemek (bir iş)
be on guard v. tetikte olmak
be on duty v. nöbetçi olmak
be on the mend v. (hasta) iyileşmek
be on the low side v. oldukça ucuz olmak
be on somebody's wavelength v. frekansı tutmak
be in on v. bilmek
be on the rampage v. kıyameti koparmak
be on something's trail v. bir şeyi takip etmek
be on one's own v. başkasından yardım görmeden geçinmek/rızkını kazanmak
be on drugs v. uyuşturucu kullanmak
be on someone's side v. birinin tarafını tutmak
be on cloud nine v. havalara uçmak
be intent on v. dalmış olmak
be back on amicable terms v. yeniden dostane ilişkiler kurmak
be on speaking terms with v. biriyle selamlaşıp konuşmak
be on the watch v. nöbette olmak
be on its way out v. devri kapanmak üzere olmak
be on one's beam ends v. sıfırı tüketmek
be predicated on v. dayanmak
be on intimate terms v. sıkı fıkı olmak
be based on v. dayanmak
be set on edge v. kamaşmak (diş)
be on familiar terms with v. senlibenli olmak
be on form v. formda olmak
be located on the land of v. alan üstünde kurulu olmak
be on familiar ground v. bildiği bir konuyla ilgilenmek
be sold on v. kabul etmek
be lost on v. etkilememek
be on show v. sergilenmekte olmak
be stuck on v. vurulmak
be on a better footing than ever v. araları her zamankinden daha iyi olmak
be on salary v. aylık almak
be marooned on v. mahsur kalmak
be on the shelf v. emekliye ayrılmış olmak
be on the wane v. sönmekte olmak
be on call v. nöbete kalmak
be on the go v. birtakım işlerle meşgul olmak
be on the brink of death v. toprağa bakmak
be operated on v. ameliyat olmak
be hung up on v. tutturmak
be on the dole v. işsizlik yardımı almak
be out on the town v. şehirde yiyip içip eğlenmek
be dwelled on v. bir konuya takılıp kalmak
be on the table v. teklif edilmiş olmak
be on the wing v. uçmak
be hell on v. hoyratça kullanmak
be wrecked on the rocks v. kayalara bindirmek
be thrown back on one's own resources v. yalnızca kendi yetenekleriyle idare etmek zorunda kalmak
be on v. açık olmak (elektrik/ışık)
be on familiar terms with somebody v. samimi olmak
be on the safe side v. ihtiyatlı davranmak
be on television v. televizyonda olmak
not to be on speaking terms v. küsüşmek
be always on the move v. leyleği havada görmek
be on one's feet v. ayakta olmak
be on someone's trail v. birini aramak
be sent on an assignment for v. tayini çıkmak
be set on v. aklına koymak
be on the razor's edge v. ölümle kalım arasında olmak
be on the alert v. teyakkuz etmek
be on one's honeymoon v. balayına gitmek
be on the table v. görüşülmesi ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının/meselenin)
be keen on v. meraklı olmak

Meanings of "be on..." with other terms in English Turkish Dictionary : 2 result(s)

Turkish English
General
be on the wrong track pusulayı şaşırmak v.
be on the wrong track yanlışa düşmek v.